BİR RÜYAYA 1

 
Sedef kakmalı ahşap bir kutuyla bana doğru geldi.Yüzünde yine her zamanki çekingen gülümsemesi vardı. Kutuyu bana doğru uzattı. Bana değil direk kutuya bakıyordu. Kapağını yavaşça açtığımda içinden saman kağıdından zarflar çıktı. ''Bunlar nedir?'' diye sordum. ''Mektup.'' dedi. Bir tanesini elime aldım. Üstünde Milena'ya yazıyordu. Bu kutuyu bana neden verdiğine anlam veremedim. Boş gözlerle yüzüne baktım. ''Siz de benim Milena'msınız.'' dedi. Gülümsedim. En üstteki zarfı açtım ve okumaya başladım. Yazmamıştı. Sanki sözcükleri benim yüreğime işlemişti. Bitmesin istediğim mektubu bir çırpıda okudum. Sonuna bir not düşmüştü. ''Beni yazısız ve sizsiz bırakmayın.'' Tekrar yüzüne bakmak için kafamı kaldırdığımda gitmişti. Uyandığımda Kafka'nın mektupları hala elimdeydi. Rüyamda Milena'sı olduğum beyin yüzü ise çoktan zihnimden silinmişti. Geçtim masanın başına ve kalemi aldım elime.
Bay C,
  Siz beni yazısız bırakmayın deyince bu mektubu yazmaya karar verdim.Tanısam selam kelam etmek kolay olurdu. Siz ise sözcükleri kolayca sıralayamayacağım kadar uzaksınız bana. Ne yazmalıyım diye günlerce düşündüm. ''Gönlümden geçenleri yazın.' dedi bir ses. İyi de gönlünüzden ne geçtiğini bilemem ki ben dedim. Mektup yazıyorsa onu da bilmeli.'' dedi. Haklıydı. Eğer kalemi elime alacak kadar önemliyse benim için kendisini tanımasam da yüreğini  avucumun içi gibi bilmeliydim. Yüreği ise dünyadaki tüm şiirlerin ilham kaynağıydı. Sanki atmazsa onun yüreği tüm mısralar yerle bir olacak, tüm şairler işsiz kalacaktı. Atmalıydı..
  Kapattım gözlerimi ve yüreğinizi okumaya başladım. Hasretin gölgesi düşmüş üstüne. Uzak bir şehirde sizden bir parça varmış ve ona sanki hiç kavuşamayacakmışsınız gibi bir acı besliyorsunuz. Acınıza kaybetme korkusu da eklenince yaşam daha çekilmez oluyor. Uğruna şiirler yazdığınız, ömürlük olmasını istediğiniz misafiriniz için bir hiç olduğunuzu düşünüyorsunuz. Halbuki bilmiyorsunuz ki uzaklardaki de sizin için şair olup tüm ızdırabı sırtlanmış. Bilmiyorsunuz ki yıkılır da enkazının tozu üstünüzü kirletir diye hayal kurmuyor. En çok sizin yüzünüzü ezbere almak isterken bir tek sizi bilmiyor.
  Hani bir keresinde kitaplarımın arasında kurutmak için çiçek toplarken hararetle bir şey anlatıyordum size. Hep geveze olmuşumdur zaten. Anlattığım konudan kendim bile sıkılmış olacağım ki ''çok saçma konuşuyorum değil mi?'' demiştim başım önümde mahcup. ''Ben sizin sesinizi de seviyorum.'' demiştiniz. Sonra da devam etmiştiniz '' yürürken adımlarınızı saymayı, gülerken gözlerinize bakmayı, konuşurken mimiklerinizi izlemeyi de.'' Bu bir süre sonra sıkıcı olmaya başlayacak, beni ve bana ait her şeyi sevmekten vazgeçecek diye hissetti benliğim. Ben konuşmasam da beni anlıyor olmanız beni en çok şaşırtan. 'Yüreğimde daima sizin kuş yüreğiniz kanat çırpmakta.'' demiştiniz. O gün bildim sizi işte. Siz benim nadiren rüyama giren, aniden kaybolan en güzel anımsınız. Ve biliyorum bu mektup beni size getirecek. O zamana kadar yüzünüzü görürüm umuduyla hep erkenden uyuyacağım.
Allah'a emanet olun.

Yorumlar

Popüler Yayınlar